Yaşamak Elinde!
ruyalar tarafından yazıldı.
Yaşamak Elinde!
O kadar da karisik degil isler sevgili zamane... Dört islemden daha azina ihtiyacin var yasami anlamak için. Elinle ortadan ikiye bölebilirsin yasami. Bir tarafa “elinde olan”lari koy; yani sahip olduklarini. Diger tarafa “elinde olmayan”lari; sahibi olamadiklarini.
“Elde ettikleri”ni “elinde tutmak” için kalbini yoruyorsun, terliyorsun, kapilari kilitliyorsun, issiz sokaklardan uzak duruyorsun, cebini bosaltiyorsun. Elden çikardiklarini kendinden uzak tutmak için çöp torbalari dolduruyorsun.
Yasama dair söylenen onca karmasik sözleri unut ve yalnizca bunu hatirla: Elinle ikiye bölebilirsin her sahneyi. Vazgeçemediklerinden vazgeçtiklerine dogru dagilarak, çözülerek, seyrelerek, eskiyerek akar hayat. El üstünde tuttuklarini elden çikarilasi seyler eyler akreple yelkovanin birbirine dolanisi. Öylesine usulca, öylesine suskunca akar ki zaman nehri; bir de bakarsin ki elden çikarilmislar denizine dökülmüs sevdiklerin. Öylesine sinsice, öylesine hissettirmeden yanar ki zamanin kizgin koru, sonunda anlarsin ki üzerine titrediklerinin küllerini bile yakmis saydam alevler.
“Elinde avucunda olan”dan ibarettir mülkiyetin. Senin adina kayitli, senin adina çogalan kabarik rakamlar olsa da, sen “elinin yetistigi yer”de yasarsin, elinde olanlari tadarsin. Seni çogaltmiyor banknotlarin üzerindeki rakamlar! Seni yeni/den var kilmiyor senin adina çogalanlar. Vitrinler sana alamayacagin/alamayacagini anlayacagin/almak için çirpinacagin/alamadim diye yakinacagin/alsan da daha yenisine tav olacagin/aldigini da yenisi çikar çikmaz asagilayacagin pariltilar sunuyor.
Hesap basit sevgili zamane!
Elinle ikiye bölebilirsin zamani.
Dün “elden gitti”. Yarin “ele geçmedi”. Elde var bugün. Elden giden ile elde olmayan arasindasin bugün. Elde olan elden gidiyor. Elden giden bir daha ele geçmiyor. Elin de elindekiler de zamanin nehrinde akiyor, eriyor, bitiyor, tükeniyor, azaliyor. Sor kendine: Elinde kalacak mi elindekiler? Ve sonra: Elindekiler kalsa ellerin kalacak mi?
Gülüp geçmelisin ürünleri üzerine “genç” etiketi yapistirip seni tüketmeye çagiranlarin iltifatlarina. Aslinda seni hesaba katmiyorlar. Billboardlara sarkan hayaller, posterlere tasan yüzler, seni cebindeki kâgitlar üzerinden hesapliyor. Seni yeni yeni tasarladiklari görüntülerin kafesine tikmaya çalisiyorlar. Saçin böyle parlarsa, daha mutlusun. Falanca model cep telefonuyla görünürsen, daha önemli sayilirsin. Ayakkabinin üzerinde su logo olursa, ayricaliklisin. Su ünlü gibi giyinirsen, pek akillisin!
Görünmeye özendiriyorlar seni. Sadece görünmeye. Göründügün kadar önemli oldugunu fisildiyorlar kulagina. Varligini görüntünün sigligina sigdirmaya çalisiyorlar. Görüntü özne yapmiyor seni; baskalarinin bakisina nesne yapiyor, o kadar. Baskalarinin önemsemesi kadar var olmaya basliyorsun böylece. Sig ve kaygisiz, vefasiz ve güvensiz bakislarin ucunda sürükleniyorsun. Baskalari ölçüp biçiyor varligini. Baskalarinin gözünden düsüp düsmemeye göre ayar ediyorsun kalbini. Baskalarinin gözlerine gömüyorsun kendini!
Bak, nasil da kosturuyorlar seni. Önce elinde olmayanlara özendiriyorlar seni. Özendigini elde ettin diyelim. Çok geçmeden, elinde olandan tiksinmeni istiyorlar. Yenisine aciktiriyor seni. Seni takmiyorlar aslinda. Seni, yani senin mutlulugunu. Öyle olsaydi; elindeki ne güzel derlerdi sana. N’olur, kal böyle, bak nasil da güzellestirdik seni, deyip kenara çekilirlerdi. Nasil da mutlu ettik seni, derlerdi. Sevindirdik seni, seni sevindirmekle biz de sevindik, derlerdi. Piril piril olurdu gözlerinin içi. Seni yeniden “elde edilecek”lerin pesine düsürmezlerdi. Hazir, mutlu olmusken, yeni bir gereksinim açligi ile doymuslugunu paramparça etmezlerdi. Hayâlindekine henüz kavusmusken, önüne yeni bir hayal kirikligi koymaktan çekinirlerdi. Incitmekten korkarlardi huzurunun incecik kanatlarini.
Simdi dur ve yeniden yap hesabini:
Bir tarafa “elinde olan”i koy; yani sahip olduklarini. Bir tarafa “elinde olmayan”i; sahip olmadiklarini. Ikisi arasinda kosturuyorlar seni. Sahip olamadiklarin listesinin sonunda “simdi bütüne ulastin” notu yok. Birak “sandukadaki seytan masalini” “esikte bekle/yen menzil taa içinde”… Hepsi bu!..
SENAI DEMIRCI
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Bu icerik 309 Defa Okunmustur



