Sevgi Demeti - Bir Demet Sevgi...
Aşkın Gönül Gözü
ruyalar tarafından yazıldı.
Aşkın Gönül Gözü
Ruhumuza açılan gizli kapı aşktır. Bu binbir kapılı bir sarayda anahtarın olduğu odayı aramaya benzeyebilir. Hangi kapının ardında acaba aşk denilen serüven?
Heves rüzgarı açar birçok kapıyı ardına kadar, heyhat anahtar sadece bir imgelemdir mum denizinde. Aşk’ın kendinden geçme ve kendi benliğinden sapması ateşten bir kor gibi düşer içine. Aşk’ı kendinden geçiren bu üst düzeydeki imgelem gücüdür. O âşık olduğu insanı yücelterek kendi varlığının dışına taşar.Sessiz Ol, Kalbini Dinle!
ruyalar tarafından yazıldı.
Sessiz Ol, Kalbini Dinle!
Mevlana’da en yüksek mertebe “kalp”e aittir. O bedenin çocuğudur, fakat onun hakimi olur. Mevlana kalbin çocukla karşılaştırılmasını pek sever ve der ki: “Kalbim olan çocukcağız rahat etsin diye, / Çocuk gönlüm rahat etsin diye / Çok sessiz hareket eder. / beşiği sallandığında o, uykuya dalar gider.”*
Kalp bizim kültürümüzde duygularımızı, sevgimizi barındıran kocaman bir bahçedir. İnsanın bir diğer parçası da “nefs”tir. Bir insan tuzak kurar, yemek ya da satmak için zavallı küçük kuşları tuzağa düşürür. Buna mekr (hile) denir. Fakat bir padişah kendi cevherinden haberi olmayan, kıymetsiz, acemi bir doğan tutar, bileğine alıştırırsa, bundan maksadı onu şereflendirmek, ona bilgi ve terbiye vermektir. Buna hile demezler. Her ne kadar bu, görünüşte mekr ise de, gerçekte doğruluk ve ihsandır; taşı lal haline getirmek, ölü bir tohumu insan yapmaktır. Akıl sahipleri bunu böyle bilirler. Eğer doğan kendisini niçin tuttuklarını bilmiş olsaydı, o zaman, tuzağa ve taneye lüzum kalmazdı. Can ve gönülden, kendisi tuzağı arar ve şahsın bileğine uçarak giderdi. Bunu anlamadığından direnir. İnat eder.
Aşk Anlamaktır
ruyalar tarafından yazıldı.
Aşk Anlamaktır
"Aşk bir başkasını yaşamaktır." der Balzac. Bir başkasını yaşayamazken binlerce insanı anlamanın imkansızlığı ortada.
Biz bir tek kişiyi bile yaşayıp, anlayamıyorsak bizi de kimse anlamaz. Aşk anlamaktır. Anlamazsak sadece bir kişiye kölelik ya da egemenlik haline dönüşür. Size sevgi, hoşgörü ve zarafet sunmayan aşkı bırakın. Çünkü aşk yaşamı kolaylaştıracak bir akıntı olmalıdır. Azgın bir anafor değil; sonunda herkesin boğulduğu. Aşk bir zarafet ve inceliktir. Onu oynamak isteyenlerin uyması gereken kurallar vardır. Beden ve ruh bir arada oynayabilir ancak. Birini diğerine tercih etmek mümkün değildir. Aşk güzelliklerin galebe çaldığı bir dünyanın özlemidir. O nedenle ince dantel iplikleriyle örülmüş bir kırılganlık sergiler. Onu çekiştirmek, yırtmak tüm düşlere vedadır.
Sol Tıkla!
ruyalar tarafından yazıldı.
Sol Tıkla!
Sevgili zamane, Belki hiç hatırlatan olmadı sana, belki bilgisayar oyunlarının karmaşık menülerinde yer almadığı için hiç duymadın. Aç gözünü hele, sana “sıla-yı rahîm”i anlatmaya geldim.
Merak etme, zamanını almayacak bu sözcük. Seni öyle sözel sayısal telaşlara da koşturmayacak. Sözlüde yahut yazılıda sorulmayacak. Hayatını çoktan seçmeli tercihlerin kıvrımlarına sıkıştıranların da unuttu(rdu)ğu “sıla-yı rahîm”, sana aradığın mutluluğu bulduracak.
Yaşamak Elinde!
ruyalar tarafından yazıldı.
Yaşamak Elinde!
O kadar da karisik degil isler sevgili zamane... Dört islemden daha azina ihtiyacin var yasami anlamak için. Elinle ortadan ikiye bölebilirsin yasami. Bir tarafa “elinde olan”lari koy; yani sahip olduklarini. Diger tarafa “elinde olmayan”lari; sahibi olamadiklarini.
“Elde ettikleri”ni “elinde tutmak” için kalbini yoruyorsun, terliyorsun, kapilari kilitliyorsun, issiz sokaklardan uzak duruyorsun, cebini bosaltiyorsun. Elden çikardiklarini kendinden uzak tutmak için çöp torbalari dolduruyorsun.
Diğer Makaleler...
Sayfa 4 > 7



